Evinin bahçesinde kurduğu atölyede çeyrek asırdır ahşaba şekil veren Özdemir, bağlama, ut ve kabak kemane başta olmak üzere çeşitli müzik aletleri ve baston üretiyor.
Herhangi bir ustanın yanında çıraklık yapmadan deneme yanılma yöntemiyle geliştirdiği becerisi sayesinde hem enstrüman yapan hem de onları çalabilen Özdemir, sabahın ilk saatlerinde atölyesinin kapısını açarak ahşabın cinsine göre o gün yapacağı enstrümanı belirliyor.
Kimi zaman bir bağlamanın teknesini yapan kimi zaman sapını şekillendiren Özdemir, yaptığı bastonlara da gün içinde son dokunuşlarda bulunuyor.
Atölyeden yükselen testere ve zımpara sesi, zaman zaman yerini kendi yaptığı enstrümanlardan yükselen nağmelere bırakıyor.

- "Ben hiçbir işi ustadan görmedim"
Özdemir, çocukluğundan bu yana el emeği gerektiren işlere ilgi duyduğunu söyledi.
Yaşamında 20 yıl terzilik, 20 yıl da motosiklet tamirciliği yaptığını belirten Özdemir, bu meslekleri de kendi kendine öğrendiğini anlattı.
Müzik tutkusunun çocukluk yıllarına dayandığını vurgulayan Özdemir, "1963'ten beri saz çalıyordum. 2000'de de saz yapmaya başladım. Sonra ut yapmaya başladım. Daha sonra kabak kemane yapmaya başladım. Böyle geldi geçti ömrümüz. Benim hiç ustam yok. Kimsenin yanında da görmedim. Allah vergisi işte. Ben hiçbir işi ustadan görmedim. Sıfırdan her şeyini yaparım." diye konuştu.
Özdemir, yaptığı enstrümanları çoğu zaman hediye ettiğini, bazı alanların da 'emeğinin karşılığı' diye bir miktar para verdiğini ifade etti.
- "Bende koleksiyon hastalığı da var"
Ahşapla uğraşmayı çok sevdiğini, atölyesinde vakit geçirirken çok huzurlu olduğunu dile getiren Özdemir, şöyle konuştu:
"Bir de bastona merak sardım. Yapmaya başladım. Kendime göre bastonlara model veriyorum. Bir şeyler yapıyorum. Her ağaçtan yapayım diye düşündüm. Bir de kendi kendime söz verdim, '150 tane yapayım, bırakayım' dedim. İşte 150 tane yaptım atölyeme astım. Hepsi kendime ait. Yaptıktan sonra bakıyorum, beğenmezsem 'sevap olur' diye bir fakire veriyorum. Beğendiğimi asıyorum. Böyle koleksiyon yapıyorum. Bende koleksiyon hastalığı da var."
Küçük yaşta annesini ve babasını kaybettiğini, zorlu bir yaşam sürdüğünü belirten Özdemir, çeşitli el becerileriyle uğraşmanın ve müziğin kendisini her anlamda koruduğuna işaret etti.
Uğraşları sayesinde zamanının değer kazandığına değinen Özdemir, "Enstrüman çalmayı öğrendikten sonra yapmaya başladım. Bunları yapınca her şeyden vazgeçtim. Becerdim de Allah'a şükür. Müzik beni kötü alışkanlıklardan vazgeçirdi. Dünyanın telaşında geldik, geçtik." dedi.