Komisyon, AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay başkanlığında toplandı.
Oktay, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, Orta Doğu'daki gelişmeler, Rusya-Ukrayna savaşı, Kafkaslar, Balkanlar ve Kuzey Afrika'daki hassasiyetlerin bölgesel güvenliği doğrudan etkilediğini söyledi.
Görüşülecek Anlaşma'nın bölgesel sahiplenme iradesi ve coğrafyada caydırıcılığı artırarak barışı tahkim etme kararlılığının somut ve son derece önemli bir adımını oluşturduğunu belirten Oktay, Mekke Anlaşması ile Orta Doğu'da kolektif bir caydırıcılık kalkanı inşa edilmesinin kayda değer bir gelişme olduğunu ifade etti.
Dün Tahran'da yapılan görüşmelerin kıymetli olduğunu vurgulayan Oktay, "Ülkemizin imzaladığı ve taraf olduğu anlaşmalar, bir saldırı, yayılmacılık ya da üçüncü ülkelere karşı bir bloklaşma ittifakı değildir. Tam aksine ülkemiz, caydırıcılığı artıracak, coğrafyamızı tahkim edecek, barışı ve istikrarı hedefleyen savunma anlaşmalarının tarafıdır. Bu bağlamda, Mekke Anlaşması'nın dışlayıcı bir güvenlik mimarisi önermemesi ve bölgesel barış ve istikrar vizyonunu paylaşan diğer aktörlerin katılımına imkan tanıması bağlamında kıymetlidir." değerlendirmelerinde bulundu.
Dışişleri Komisyonu Başkanı Oktay, Anlaşma'nın genişleme sürecinin, kontrolsüz bir mekanizmaya izin vermemesinin önemine işaret ederek, "İttifakın büyümesi ve yeni üyelerin kabulü, çekirdek tarafların ve dolayısıyla ülkemizin onayına, rızasına ve stratejik filtresine tabi olması doğal olarak büyük ehemmiyet taşımaktadır." dedi.

Anlaşma kapsamında caydırıcılık en üst düzeyde tesis edilirken, taraf ülkelerin egemenlik haklarına, uluslararası yükümlülüklerine ve anayasal süreçlerine de mutlak bir saygı gösterildiğine dikkati çeken Oktay, şunları kaydetti:
"Kolektif savunma hükümlerinin kendiliğinden ve mekanik bir şekilde işlemesinden ziyade atılacak her adımın, tarafların kendi anayasal yükümlülükleri, milli mevzuatları ve yetkili makamlarının tasarrufları çerçevesinde yürürlüğe girmesi esasının benimsendiği görülmektedir. Bu doğrultuda, en üst düzeyde istişare mekanizmalarının işletilmesi ve ortak mutabakatın aranması önemli bir husustur. Bu ittifak mimarisinin 3 ana sacayağı üzerinde yükseldiği ifade edilebilir: müşterek savunma, terörizmle kararlı mücadele ve savunma sanayisinde yerli imkanların geliştirilmesi. Bu başlıkların her biri hem ülkemiz hem de coğrafyamızın geleceği için hayati ehemmiyete haizdir. Esasen Mekke Anlaşması'na, izole tek bir metin olarak da bakmamak gerekir."
Oktay'ın konuşmasının ardından Yeni Parti Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Anlaşma'nın TBMM Milli Savunma Komisyonunda da görüşülmesi gerektiğini söyledi. Bunun üzerine Oktay, ilgili komisyona çalışma yapmaları ve bir rapor sunmalarına ilişkin yazı yazdıklarını ancak kendilerine "herhangi bir çalışma ve raporlama yapılmayacağının" bildirildiğini aktardı.
Komisyonda daha sonra, Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı Arasında Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması'nın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine geçildi.
Toplantıda, Dışişleri Bakan Yardımcısı Levent Gümrükçü'nün Anlaşma'ya yönelik sunumuna geçildi.
Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Levent Gümrükçü: Mekke Anlaşması herhangi bir ülkeyi hedef almamaktadır
Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Levent Gümrükçü, komisyona yaptığı sunumda, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın her şeyden önce Türkiye ile Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki köklü tarihsel ilişkilerin bir uzantısını teşkil ettiğini vurguladı.
Anlaşma'nın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Selman bin Abdulaziz Al Suud ile Pakistan Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif tarafından Mekke'de 7 Ağustos 2026 tarihinde imzalandığını anımsatan Gümrükçü, Anlaşma'nın iç onay süreçlerinin Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından tamamlandığını ve bu yönde gerekli resmi bildirimde bulunulduğunu ifade etti.
"Mekke Anlaşması, 3 ülke arasındaki özel dostluk ilişkilerinin bir uzantısı olmanın yanı sıra bölgemizde ihtiyacı giderek daha fazla hissedilen bölgesel sahiplenme anlayışının da somut bir üründür." ifadesini kullanan Gümrükçü, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Nitekim bölgemizdeki sorunların daha da çetrefil bir hale geldiği günümüzde, Anlaşma'nın tarafı 3 ülke, bu sorunlara dışarıdan çözüm bulunmasını beklemek yerine kendileri sorumluluk üstlenerek, işbirliği ve kolektif savunma anlayışına dayalı bir bölgesel güvenlik mimarisinin ilk adımını atmış ve bu yönde oluşturulacak kurumsal yapının hukuki zeminini ortaya koymuştur."
Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile zemini oluşturulan bu yapının, sadece taraf 3 ülkenin değil, tüm bölgenin güvenliğine katkı sağlaması, karşılıklı güven temelinde diyalog ve işbirliğini güçlendirerek, bölgede kalıcı ve öngörülebilir istikrar ortamı yaratması, esasen büyük bir potansiyele sahip olmakla birlikte on yıllardır devam eden çeşitli kriz ve ihtilaflar nedeniyle bu potansiyelini hayata geçirememiş olan bölgede, bizzat bölge ülkelerinin kendi sorumluluğu ve sahipliğinde bir barış, istikrar ve refah vizyonu ortaya koymasının hedeflendiğini belirten Gümrükçü, şöyle devam etti:
"Tamamen savunma odaklı olan Mekke Anlaşması herhangi bir ülkeyi hedef almamaktadır. Bölgesel barış ve güvenliğin sağlanması hedefini gözeten ve devletlerin egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı, meşru müdafaa hariç güç kullanmama, ihtilafların barışçıl yoldan çözülmesi ve içişlerine müdahale etmeme ilkeleri başta olmak üzere, uluslararası hukuka saygı gösteren tüm bölge ülkelerinin katılımına açıktır. Bu haliyle Anlaşma, bölgede herhangi bir kamplaşmayı değil bütünleşmeyi öngörmekte, ayrıştırıcı değil kapsayıcı bir vizyon içermektedir."
"Üyesi olduğumuz tüm çok taraflı platformlar için esasen tamamlayıcı bir nitelik taşıması öngörülmekte"
Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Gümrükçü, Anlaşma ile kolektif caydırıcılığın güçlendirilmesi, uluslararası güvenlik konularında düzenli istişarelerde bulunulması, silahlı kuvvetlerin birlikte çalışabilirliğinin, karşılıklı personel değişimi, ortak eğitim programları ve tatbikatlarla artırılmasının planlandığını belirtti.
Anlaşma ile ayrıca savunma sanayisinde, ortak üretim ve teknoloji paylaşımı dahil işbirliğinin desteklenmesi, terörle mücadelede müşterek çabaların güçlendirilmesi ve tarafların birbirlerine Anlaşma hükümlerinin uygulanması kapsamında lojistik destek sağlamasının öngörüldüğünü vurgulayan Gümrükçü, Anlaşma'nın Türkiye'nin diğer ittifaklarından veya anlaşmalardan kaynaklanan yükümlülüklerini ortadan kaldırmadığını veya bunların yerine geçmediğinin de altını çizdi.
Gümrükçü, şunları kaydetti:
"Nitekim Anlaşma'da da bu yönde açık bir hüküm bulunmaktadır. Aksine güvenliğin bölünmezliği ilkesi doğrultusunda ve bu çerçevede özellikle de Avrupa-Atlantik coğrafyası ile Orta Doğu bölgesi arasında güvenlik alanındaki karşılıklı etkileşim ışığında, Mekke İttifakı'nın, geniş Orta Doğu bölgesindeki güvenlik ve istikrara yapacağı katkılarla, başta NATO olmak üzere Avrupa güvenliğine dair üyesi olduğumuz tüm çok taraflı platformlar için esasen tamamlayıcı bir nitelik taşıması öngörülmektedir. Bu düşüncelerle, Ortak Savunma için Mekke Anlaşması'nı Komisyonumuzun ve yüce Meclisimizin onayına sunuyoruz."
Komisyonda milletvekilleri Anlaşma'ya yönelik değerlendirmede bulunuyor.